Bulutlardan şapka giymiş dağına, çiçek-çiçek, ağaç-ağaç bağına, tarihindeki her çağına, cennetten gelme adına, ille de Allah´ına kurban olduğumun Adanası… Sen ki; binlerce yıl canlıları doyuran, çalışanı kayıran bir mübarek memleketsin; biteksin, güzelsin, bereketsin… Keçi gevmiş ormanın kalanlarında, geven kaplı yaylalarında, turunç kokulu ovalarında kovanlar gönendirir, arılar gezdirir, bize ballar yedirirsin…
Bal deyip geçmek olmuyormuş. Biz de “bal” dedik, dediğimiz yerde durduk ve “dalalım” dedik bal denilen ve en az arı kadar gizemli, uçsuz bucaksız deryaya… Dalalım ki ahalimiz bu mübarek ilin bal üretiminde 16´şar bin tonla Muğla ve Ordu´dan sonra 10 bin tondan fazlasıyla Türkiye üçüncüsü olduğunu belleyip gubarsın(*)… Aslında bir üçüncülük te ülkemizin; Çin ve Arjantin´den sonra 105 bin tonla hem de. Anlaşıldı değil mi, yurdumuzdaki balın onda biri bizden.
“Asil azmaz, bal kokmaz” demişler… Kanıtı, Mursi Kardeş´i deviren Sisi´nin Mısır´ından; Tutankamon´un Mezarında bulunan bir buçuk kilo kadar bal, çağımıza dek bozulmadan ulaşmış.Rahmetli öleli 3000 seneden çok oldu. Aklınıza gelen gelmeyen her türlü yararlı maddelerin bulunduğu balda, bir miktar da yağ var. Mineralleri, vitaminleri ve daha nice maddeleri ile, sayısız derdin devasıdır bal…
Arının kraliçesi ya!.. Her ihtiyacı önüne getirilir. Tek işi, mevsiminde, her gün 2000 kadar yumurta yapmak… Yumurtadan çıkan minnacık kurtçuk hızla büyür. Ağırlığının 1500 kat arttığı 6´ıncı gün beslenmeyi keser, kendine bir koza örüp 3-4 gün sonra arı olur ve temizlik işlerinde 3 gün çalışır. Artık mum yapabildiğinden 10 gün de petek işleriyle uğraşır. 21´inci gün, iğnesine zehir gelir, kovan girişinde gardiyan olur. Görevi, kovana diğer hayvancıklarla talancı arıların girmesini engellemek… “Yabancıları nasıl ayırt ediyor” derseniz, anlatalım; kraliçe arının salgıladığı koku, kovandaki tüm arılara sinmekte ve koloni için bir pasaport hizmeti vermekte.
Yabancı arı veya böcekler öldüğünde derhal propolis isimli bakteri üremesini önleyen özel bir madde ile kaplar. Kovan sağlığı için güvence olan bu madde insan sağlığı için de çok yararlı. Gardiyanlık görevini tamamlayan arılar, ölünceye dek çiçekten çiçeğe konaraktan üretim sektöründe çalışır. Ömrü, 6 hafta kadar, yani, 40 günden biraz fazla…
Hayrettir, kovan içi ısı her zaman ve her yerde 34,5 ile 35,5 derece arasındadır. Isı aralığının korunmasını arılar sağlar. Sabah ısı düşünce, işçiler petek çevresinde kümelenerek vücut ısıları ile yumurtalardan başlayarak kovanı ısıtır. Saat ilerledikçe, küme yoğunluğu gerektiği kadar azaltılarak, ısıyı kontrol eder. Isı artınca da, bu kez kanatlarını yelpaze gibi kullanarak ideal ısıyı koruyabilirler… Olmazsa, su taşıyıp yelleyerek buharlaştırırlar ve soğutucularda olduğu gibi ortamı soğuturlar. Gizemli dünyadan yazacak çok şey var da bizim arazide yer kalmadı. Buncağızla idare edeceğiz artık.
Ekimden, dikimden, tarladan, bahçeden uzaklaşmaya çalışanlara öneririm; en az bal kadar propolis ve polenden de para kazanabilirsiniz ki, bu da çok büyük kazanç demektir. Biraz gayretle, Türkiye´de birincisi olmamız da işten bile değil. Bizden söylemesi…
(*) Gubarmak: Adanaca, gururlanmak