Cinlerim son derece sakin ve tembeldir. Kolay kolay hareket etmezler. Fakat dün sabah 380 Volt elektrik çarpmış gibi fırladılar. Kafatasımı da delerek tavandan çakıl söktüler. Bu hareketlerine ben bile şaşırdım; nedenini öğrenince de cinlerime hak verdim.
Gazeteci Merhum Refik Şölen´in anadan doğma Gazeteci Oğlu Hamdi Şölen sosyal paylaşım sitesinde belediyenin tabla devirerek yere saçtığı hind incirlerinin fotoğrafını yayınlamış. Bunu yapan, Adana´mızdaki belediyelerden biri. Hangisidir, bilmiyorum; velakin sanırım hepsine birden yöneltilebilecek sözümüz vardır.
Evvelemirde bilinmeli ki o tablayı deviren kişi, bu cüretini belediye mensubu olduğu için göstermiş. Yani belediye adına hareket etmiş. İşte o kişi, tablayı devirirken kişi değil, kurumdur, yani belediyedir.
Şimdilik inciri bir tarafa bırakıyorum. Belediyelerin temel işlevlerinden biri temizliktir, değil mi? Ne yapmış bu cüret ve cesaret sahibi belediye mensubu, tablayı devirerek yüzlerce hind incirini metrekarelerce yere saçmış. Gelip geçen araçlar da elbette bu kirliliği kat be kat yayacak. Bu demektir ki, o görevlinin şahsında, belediye temizlik yerine kirletme fiilini uygulamakta.
Gelelim hind incirine…
Vitamini ve mineralleriyle mükemmel bir gıda. Bir çok derde deva. Aynı zamanda son derece mütevazı. 2 milim kum ser, at üstüne bir yaprak, o kadar. Kendiliğinden gelişip büyür. Budama yok, ilaçlama yok, gübreleme yok. Çiçekleriyle inanılmaz derecede önemli bir bal hammaddesidir. Bölgemizdeki erozyona uğramış çıplak arazilerinde muhtemelen can kurtarıcı bitki olarak değerlendirilecektir. Adına şan katmaya yardımı olursa latincesini de yazıverelim: Opuntia Ficus Indica… Bayağı sosyetik bir isim.
Yurt dışında ithal ürün olarak ve yüksek fiyatla satılır. Arjantin, Şili, Meksika ve Malta bu incirden esaslı para kazanır. Gördüklerime dayanarak yazıyorum; Malta´da Baytra diye likörünü yapıyorlar. Reçeli, pestili ve kurutulmuşu da para ediyor. Almanya´da Egzotik Meyve diye satıldığını gördüm. İngiltere ve Hollanda´da erkeklere özellikle önerildiği için etiketi kallavi…
Ecnebi milleti daha ağacını görünce imreniyor. Meyvesini yediği zaman da şaşkınlık ve hayranlık içinde kalıyor. Tablalara düştüğü zaman Adana´mıza özgün bir renk katıyor. Kesinlikle kültürümüzün önemli bir öğesidir bizim tikenli incir. Her yerde bulunmaz. Bu nedenle marka sayılabilecek nişanelerden kabul edilebilir.
Hind incirini iki şekilde yiyebilirsiniz; ya ağacını bulup acemice dikenlerine bulanacaksınız, ya da tablacıda kestirip yiyeceksiniz. Markette, manavda yok. İleriki yıllarda olacaktır. Olduğunda da çok pahalıya satılacağı kesin. Lafın Türkçesi şu, asla ve asla göz ardı edilmemesi gereken ve ne yazık ki değerini hiç bilmediğimiz çok önemli bitki, hatta bir şans. Rastgele değil ama, uygun noktalarda tablacısına izin vermek bu kente ciddi katkılar sağlar.
İşgüzar bir ya da birkaç cahil belediye görevlisi kabadayılık gösterip tablayı devirerek ya da pikaba yükleyip götürerek sadece ve sadece barbarlık yapmaktadır. Biz ne dersek diyelim, nasıl düşünürsek düşünelim, görevlinin yaptığı barbarlık ve sergilediği cehalet, neticede ait olduğu Belediyenin yaftası olmakta. Adana´ya da yazık, belediyelere de…