Çok duyardık bu sözleri:
- Mahsülde inşallah!..
- Mahsül zamanı!..
Mahsül, “üretilmiş” demek. Sonraları Türkçeleşti, “ürün” dedik. Yaygın olarak da, tarladaki ürünün yetişip paraya döndürüldüğü zaman olarak algılanırdı.
Askerden gelen gençle anne arasında:
- Kız ana kız, nişanı ne zaman takacaaz?
- Mahsülde inşallah!..
Eşler arasında:
- Bey, duvarın sıvası dökülmüş, konu komşu alay ediyor vallaha?
- Yaptırırz…
- Ne vakit?
- Mahsülde inşallah!..
Baba kız arasında:
- Baba burma demiştin. Alacan mı?..
- Alacam kızım. Mahsülde inşallah!..
Traktör tamircisi ile çiftçi arasında:
- Ağa bak, lastikler de denişti (değişti´nin Adanacası). Para verecen mi?
- Verecem tabii… Mahsülde inşallah!..
Müşteri Bakkal arasında:
- Sefer ağa defter (veresiye defteri) kabardı… Şey edecek misin?
- Mahsülde inşallah!..
Yeni payoncu ie deneyimli arasında:
- Rıfkı abi işler kesat. Açılır diyon diyon da, ne zaman?
- Mahsülde inşallah!..
İnşaat ustası ile oğlu arasında:
- Baba pantol güççüldü, çeket düdük gibi oldu. Yenisi şart kalan.
- Alırız oğlum alırız; az dişini sık, mahsülde inşallah!..
Verdiğim örnekler emin olun kişiler farklı olsa da, yüzlerce, binlerce kez gerçekleşmiştir.
Adanamızda “mahsül” iki ayrı zamanı ifade ederdi. Biri, tahıl hasat zamanı; Mayıs ortası – Haziran sonu arası. Buğay, arpa, şifan (yulaf) biçilip satılır ve çiftçini cebi para görürdü. Ayrıca karpuz ve darı (mısır) parası da önemli yekün tutardı. Çiftçiden alacaklı olan bakkal, kumaşçı, terzi, zahireci, tamirci, kasap gibi esnaf pasını alınca tehir ettiği ihtiyaçları karşılardı. Çiftçi parasının bir kısmı da pavyonlara nasip olurdu ki, çalışan kadınlar, garsonlar dahil yığınla insanın yüzünü güldürürdü. Bu arada çocuklara giysiler, hanıma-kıza bilezikler alınır, nişan takılır, düğün yapılırdı. Kısacası, o yıllar için söylüyorum; mahsül her ne kadar ürün anlamına gelse de, bolluk-bereket-mutluluk kavramlarını da çekerdi üstüne.
İkinci mahsül zamanı da pamuk derimiyle başlar, Ağustos´ta zirve yapardı.
Günümüzde de mahsül zamanı yaşanmıyor değil. Fakat anlattığım dönemlere benzemez. Bir kere “Yaz deftere!” kalmadı gibi. Senet-sepet girdi devreye. Eskiden borç ne yazılmışsa, ödeme o rakamla yapılırdı. Şimdilerde “Vade farkı”, yani faiz eklenerek hesaplanıyor. O yıllarda sadece yatırım için bankaya başvurulurdu, şimdilerde ise, teminat varsa, yerli-yersiz, zamanlı-zamansız her şey için… Tabii banka işlemlerinde de mahsül zamanı kavramı söz konusu. Son yıllarda bir mahsül zamanı daha geçerli oldu: Narenciye…
Mahsülümüz bereketli olsun!..