Sevgili Okurlarıma: Gerçek mucize sayılabilecek Karboğazı Zaferi´ni kısaltılmış özet olarak bile üç köşe yazısına sığdırabilmek pek kolay olmadı. En can alıcı noktalarına değinerek sunmaya çalıştığımızı belirtmeliyim.
Mesnil´in kaçışını yalnız Gülek Birliğinden küçük bir müfrezemiz takip etmiş, Tekir´de ufak bir çatışmadan sonra dağılmıştı. Mesnil süratle Karboğazı´na gelmişti. 26 Mayıs 1920 günü akşamı burada istirahat eden düşman rastladığı Hatice ismindeki yörük kadına Millî Kuvvetleri sormuş ve yiyecek istemişti. Yörük kadın buralarda kuvvet falan olmadığını ve gidip yiyecek getireceğini söyledi. Yanlarından ayrılır ayrılmaz da durumu çetelere bildirmek üzere koşmaya başladı. Fransızlar, Hatice´nin yanındaki Kumcu Veli´ye de para vererek Gözne´ye doğru rehberlik yapmasını istediler. Veli, Yılanovası´ndaki Panzin Çukuru´na götürürken, 44 yiğidimiz de Ağaçkesen Deresindeki boğazda mevzilenmişti. Tabur atış menziline girer girmez ateş açılınca Fransızlar şaşkına döndü. Sağa sola kaçışmaya çalıştılar ama nafile. Askerlerinin peş peşe yere devrildiğini gören Binbaşı teslim olmaya karar verdi. Ancak, bir subay olarak, yine bir subaya teslim olmak istediğini kibarca söyledi. Olaydan haberdar edilen Mülazım Kara Afet (Teğmen Hasan Akıncı) hızla olay yerine gelerek Mesnil ve taburunu teslim aldı.
Mesnil askerlerine hitabını “Esir olduk! Tek tesellimiz bizi esir alanların Türkler olması” şeklinde tamamladı. Bu konuşma üzerine, mağlup taburun askerleri savaş sırasına girip çattıkları silahtan uzaklaştılar. Bizimkiler, o saniyeden itibaren ellerindeki yüzlerce esiri bir bakıma konuk olarak görmeye başladı. Bir saat mesafedeki Gerlez Mevkiine götürüp su başında dinlendirdiler.
Gülekliler de nihayet düşmandan tamamen kurtulmuş olmanın sevinci ile kazanlar dolusu bulgur pilavı pişirip çingil-çingil ayran hazırlamıştı. Esirlerin perişan halini görünce, kendileri için hazırlanmış mis gibi pilav ve soğuk ayranı esirlere ikram ettiler.
Fransızlar, öncelikle Bucak´a getirildi. Burada hem mücahitlerimiz, hem de esirler dinlendikten sonra Hacıkırı Tren İstasyonu´na gönderildi. Mesnil de, taburunun başında idi ve rütbesine paralel saygıda zerre kadar kusur gösterilmedi. Ancak, Binbaşıdaki tedirginlik sürüyordu. Bir ara, kendine doğru yaklaşanları gördü. Dikkatle bakınca, gördükleri karşısında donup kaldı. Aynı anda yüzü aydınlanmış, gözleri parlamıştı. Belemedik çarpışmasında Türklerin eline geçen esirler arasındaki eşi, bu grubun önünde, sağlıklı, mutlu yaklaşıyordu.
Bayan Menil, saniyeler içinde, esir düştüğü andan itibaren Yedeksubay İbrahim Bey´in himayesi altında nasıl konuk edildiğinden girip hastanede sürdürdüğü göreve ve kendisine sevgi ile yaklaşan Türklere kadar neler anlattı neler… Mesnil, tedirginlikten kurtulmuş, durgunluğu atmıştı. Artık güler yüzlü, neşeli bir kumandan gibi algılanıyordu…
Kilikya Batı Cephesi Komutanı Tekelioğlu Sinan kuruluşu sadece 33 gün önce gerçekleşen TBMM Başkanı Mustafa Kemal´e durumu rapor ederken, "....Ağır ve hafif yaralı 650 er biri binbaşı olmak üzere 23 subay esir alınmıştır. Bilan ve Teke sırtları cesetlerle doludur. Düşmanın 200´den fazla ölüsü vardır. İki top 8 makinalı tüfek 40 otomatik tüfek 1000 kadar çeşitli silah 13 katana 90 katır ele geçirilmiştir…” diyordu
Mucize zafer Fransızlara “Aman” dedirtmiş ve Ankara Antlaşması´yla TBMM´nin uluslar arası platformlarda tanınmasını sağlamıştı.