Hangisine bağlayacağıma karar veremedim;
- Cehalete mi, ihanete mi?
- İzansızlığa mı, mizansızlığa mı?
- Vicdansızlığa mı, insafsızlığa mı?..
Cumhurbaşkanımıza gönderme değil, içimden geldiği için “Eyyy!..” diyeceğim.
Eyyy Sayın Çukurova Belediye Başkanı; Eyyy Sayın Çukurova Belediye Meclis Üyeleri; Eyyy Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı; Eyyy Sayın Büyükşehir Belediye Meclis Üyeleri; Eyyy Kent Plancıları Oda Yöneticileri…
Bunu nasıl yaparsınız?.. Yaptığınız Adana´nın yakın geleceğini dinamitlemektir; farkında değil misiniz?..
Kentimizin genetiğinden haberdar değil misiniz siz? Apartmanlaşma öncesine kadar binlerce yıl bu kentin ahalisi avlulu, bahçeli konutlarda otururdu. Hatta surlar içine hapsolmuşken bile evler bahçeliydi. Çocukluğumda avlusu, bahçesi, asması, turuncu, gülü olmayan tek bir ev yoktu şu Mübarek Adana´da…
Altmışlarda başlayan Apartman salgını birkaç yılda kenti adeta boğdu.
Nihayet sağduyu hakim oldu, Kuzeyde, Güneyde, Doğuda ve Batıda bahçeli, çoğu kiremit çatılı konut alanları saptandı, imara da öyle işlendi.
Bahçeli, kiremit çatılı binlerce konut barındıran alandan bir görünüş
Çukurova´dan örnek vereceğim.
Aytaç Başkan´ın baskılara da göğüs gererek bahçeli, kiremit çatılı konutlara tahsis ettiği geniş alanlar yüz akımız olmaya başlamıştı. İki, üç katlı ve hepsi bahçeli evler giderek gelişen ağaçlarla, türlü-çeşit çiçeklerle iç açıcı bir kent iklimi yaratmıştı. Orta gelirlilerin fazla sıkılmadan sahiplenebildikleri konutlar, apartman sakinlerini de kışkırtmış, yeni sitelere yöneliş hız almıştı… Bu yöneliş zirve yaparken bir de baktık ki bahçeli evlerin yanında kocaman tabelalar: “Satılık Apartman Daireleri…”
Hafta geçmedi, kepçeler, ekskavatörler ve ardından beton transmikserleri peş peşe boy gösterdi, karkaslar hızla yükselmeye başladı. Bahsettiğim yerde ben de oturduğum için yakın tanığıyım bu felaketin.
Bahçeli evler arasında yükselen dinamitlerden ikisi… Bu arada bazı bahçeli evler yıkıldı, yok edildi bile…
Bakınız şimdi neler oluyor…
Halen yaklaşık 400 metrekarede 4 kişi otururken apartmanlarda bu en aşağı 20-25 kat artacak. Yani, mevcut yollara şimdikinden 25 kat fazla araç çıkacak ve yollar kaldırmayacak. Gaz isalesi yetersiz kalacak. Ana boru yetmeyeceği için su sıkıntı olacak, elektrik te öyle… Sonuçta, herkes belediyeyi, belediye de önceki başkanı suçlayacak. Altyapıyı işler hale getirmek için de yeniden ve çok pahalı yatırımlar zorunlu olacak. İnanınız, bu yatırımların maliyeti, yapılan apartmanları katlar. Yani, müteahhitlerin kazancında çok fazlasını bizler ödeyeceğiz ve huzurlu, temiz havalı, gürültüsüz yaşama veda edeceğiz.
Hadi diyelim ki çok yeni olduğu için Soner Çetin Başkanımız gelecek yükü aklına getirmemiştir; ya Sayın Hüseyin Sözlü, bu kadar deneyimden sonra, nasıl izin verir böyle bir imara, billahi aklım almıyor…
Ne dersiniz, bu uygulamaya “Yarınımızın Dinamitlenmesi” demek bile hafif kalmıyor mu?