Çoklukla insanın kol kevveti ve hayvan gücü kullanılıyordu Yeni Adana doğduğunda. Buharlı araçlar büyük lükstü. Sessiz sinemada konulu filmler henüz “başlamaya başlıyordu”. İlk sayısıyla kanıtlamıştı işgalci düşmana karşı protestocu ve isyankar ruhunu. O zamanki adı ADANA´ydı. 3 sayı sonra kapattılar. Aynı kadro bu kez YENİ ADANA´yı çıkardı. Omurgasında Öğretmen Ahmet Remzi (Yüreğir) ile Mülkiyeli Yedeksubay Mehmet Avni (Doğan) vardı.
Fransızları gazeteyi basıp Mehmet Avni´yi sürgüne yolladılar. Baskıyı yapan matbaa sahibi Mücavirzade Mustafa´yı da “ders olsun” diye tutukladılar. 8´inci sayı yayınlanmıştı ki, bu kez de Ahmet Remzi´yi idama mahkum ettiler. O yıllarda tarikat şeyhleri şimdikiler kadar güçlü değildi. Türban icat edilmemişti, ama çarşaf yaygındı. İdam Mahkumu Ahmet Remzi çarşafa bürünüp Kayseri´ye geçerek canını kurtardı.
Ahmet Remzi Bey, tabiri caizse Kayseri´de de rahat durmadı.Adana´da dağıtılabilecek etkin bir gazete için kolları sıvadı, hatta bir-iki baskı da yaptı ancak istediği sonucu alamadı. O yıllarda, “Adana nireee, Kayseri nireydi” bir kere… Tası-tarağı toplayıp Karaisalı´ya attı kapağı. Terk edilmiş bir vagona yerleşti. Haftada iki kez Adana´da dağıtılan gazete Fransızları büğelek gibi rahatsız etmişti. Büğelek, sıcak havalarda görülen, arı büyüklüğünde uçucu hayvan. Burnuna girdiği sığırı dellendirir…
Mayıs 1920 sonunda düşmandan kurtulan Pozantı´nın çok daha uygun olabileceğini düşünerek gazeteyi tekrar taşıdı. Burada hem haber ağı, hem yazar kadrosu genişlemiş hem de çıldırtıcı dereceye ulaşmış malzeme sıkıntısı azıcık da olsa hafiflemişti. Usta Kalem Ferit Celal (Güven) dışında bazı yedek subaylar da artık yazarlar arsındaydı.
Pozantı´da bulunabilen her türlü kağıda, isten yapılmış mürekkeple de basılan gazete sadece Adana ve çevresine değil, diğer cephelere de ulaştırılarak savaştaki mehmetçiklere moral şırınga ediyordu. Bu arada Sakarya ve İnönü zaferleri de yine Yeni Adana sayesinde duyuluyor, bu da moral ve ümitlere kat be kat fazla güç katıyordu…
Ahmet Remzi Bey aynı zamanda Adana Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti´nin (Adana Hakları Savunma Derneği) kurucusu ve başkanıydı. Mücadeleci ruhunun sürüklediği fırtınayla, Sivas´ta bulunan Mustafa Kemal Paşa´ya çektiği telgrafta, bu cemiyeti Sivas´a bağlı olarak Adana için kurmak istediğini bildirirken, idare yeri olarak da Kayseri veya Niğde´yi işaret etmişti. Telgrafına 2 Aralık 1919 günü şu cevap geldi: “Gönderdiğiniz gazeteyi okudum. Teşekkür ederim. Namus ve vicdanlarını satmakta tereddüt etmeyen bu gibi vatansız alçakların iftiraları dinlenmeyerek dar bir çerçevede kalır. Adana Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti teşkilatının Ali Fuat Paşa Hazretleri ve Fırka Kumandanı Mümtaz Beyefendi ile kararlaştırdığınız tarzda kurulması uygun görülmektedir. Adana´ya hicret eden Ermenilerin harekâtına ancak Adana Teşkilat-ı Milliyesi‟nin kurulmasından sonra karşı koymak mümkün olacaktır. Ancak şimdiden bu konuda gerekli girişimlerde bulunulduğunu arz ederim.Mustafa Kemal”.
Yeni Adana 1921 son çeyreğinde Adana´ya taşındı. O gündür, bu gündür Pazar hariç her gün yayınlanmakta.
1960 yılına girildiğinde ülkemizde siyaset iyice ısınmış, adeta dibini yakacak hale gelmişti. OY ÇOKLUĞUNA DAYANAN MERHUM ADNAN MENDERES, KİBAR KİŞİLİĞİNİN TAM AKSİ DAVRANIŞLARLA MUHALEFETE KARŞI ADETA SAVAŞ AÇMIŞTI. HESABINA GELMEYEN GAZETELERİ FENA HALDE SIKIŞTIRIYOR, KAĞILARINI, İLANLARINI KESTİRİYOR, HATTA KAPATIYORDU. İsmet İnönü´nün basın toplantısını yayınladığı için yeni Adana da 9 Mayıs 1960 günü süresiz kapatıldı ve ancak 27 Mayıs İhtilali üzerine yeniden yayına başlayabildi.
99´uncu onur yaşına girdi Yeni Adana´m. Ben de, hem geçmiş yıllarda zaman zaman,hem de yaklaşık iki yıldır düzenli olarak sütun doldurduğum şimdilerde bu onurdan yararlandığımı düşünerek kendi kendime kubarıyorum (böbürleniyorum) açıkçası. Biliyorum ki, Yeni Adana´ya katkı, sadece onur değil, aynı zamanda Adana´ya katkıdır. Allah´ımdan biraz daha ömür istiyorum; şu Dalya, yani Yüzüncü Yaş Günü yazısını da yazabilmek için.