Saygıdeğer Valim;
Zerrece kuşkum yok, Vatan Toprağıyla üniter yapının korunması dışında hiçbir değer insan yaşamı kadar önem taşımaz. Bu açıdan, ambülansların hizmetini, her zaman kavranmıyorsa da, en az Lokman Hekim düzeyinde görmek sağduyunun, izanın ve akıldaki mizanın gereği olsa gerek.
Kaza anında, veya acil müdahale gerektiren durumlarda çağrılan ambülansın gelişi ve hasta yahut yaralıyı alıp hastaneye ulaştırması, tıp açısından yaşamsal önem taşır. Naçizane, askerlik görevimin çok önemli bir kısmını tıbbi kitap, tebliğ ve yayınların tercümesiyle ifa etmiştim; oradan aklımda: olayla doktor müdahalesi arasındaki sürenin kısalığı, tedavinin başarısıyla orantılı. Örneğin ortopedik müdahalede ilk bir saat altın süre olarak kabul edilir.
Gerek 112 mensupları, gerekse özel ambülanslar, olay yerine ulaşmak ve hastayı alıp tedavi merkezine en kısa sürede ulaştırabilmek için olağan üstü gayret sarf etmekte. N var ki, bazen trafik yoğunluğu nedeniyle hastanın yahut kazazedenin tedavi veya yaşama şansı hızla yitirilmektedir. Yine de, normal yoğunlukta, çok şükür araç sahipleri sireni duydukları anda yol verme telaşına girdiği için kayıplar nisbeten telafi edilebiliyor.
Ne var ki, Yüreğir´den E400 Köprüsünü geçerek hastaneye yetişmesi gereken ambülanslar, özellikle akşama doğru başlayan aşırı izdiham nedeniyle tamamen çaresi kalmaktadır. Zira Köprü ile Fuzuli Bulvarı kavşağını, normal sürenin 5 veya 6 değil, 10 kat fazlası zamanda geçebilmek bile neredeyse imkansız. Çünkü bu kesimde yol sadece iki araçlık. Dolayısıyla, tam anlamıyla DARBOĞAZ oluşturduğu için hiçbir aracın ambülans ya da itfaiye aracına destek vermesi söz konusu değil. Tabiidir; sorun sadece ambülanslara değil, aynı zamanda diğer sürücülere de ciddi sıkıntılar verirken, süreçte fazladan yakılan atık milli servetin hebasına, havanın daha çok zehirlenmesine yol açıyor.
Değil binanın yıkılması, bir fidanın kırılması bile içimi parçalar. Fakat öyle koşullar vardır ki, feda edilecek bir değere karşılk kat be kat kazanımlar sağlanabilir. Örneğin, Merkez Park yapılmadan önce aynı saha üzerinde yüzlerce konuttan oluşan mahalle vardı. Dönemin Belediye Başkanı Sayın Durak her hane sahibi ile tek tek el sıkışıp fiyatta anlaştı ve tamamını yıktı. Bunu yapmasaydı, dünya ölçüsünde genişliğe sahip bu yeşil alanımız olmayacaktı. Kısacası; eski müze binamızın bağıra taş basılarak yıkılmasıyla sağlanacak trafik rahatlığı, bu alanda nefes alınmasını sağlayacağı için katlanılabilir. Zat-ı alinize verilen dilekçe veya dilekçelerde “tarihi” ibaresi varsa da, müzenin 5 Ocak 1972´de buraya taşındığını belirtmek isterim. Çağın tanığı nitelemesi de boş; Adana´da çağa tanık tek bina değil ki bu. Hemen karşısındaki devasa Kültür Sitesi de tanıklardan biri.
En önemli noktaya geliyorum Sayın Valim;
Asla takdirlerinize karışmak gibi düşüncem olamaz. Fakat konu ile ilgili karara varılmadan önce, ambülans şoförlerini dinletmeniz, UKOME ile Trafik Müdürlüğünden görüş aldırmanız, asıl söz sahibi olması gereken Şehir Plancılardan mütalea aldırmanız sağlıklı karar için aydınlatıcı olacaktır. Ayrıca, park bütünlüğü açısından Peyzaj Mühendisleri Odası da sanırım Mimarlardan çok daha önce söz sahibidir.
Bir çok uygulamalarından olağanüstü rahatsızlık duyduğum Belediyenın bu projesini son derece isabetli bulduğumu naçizane belirtmek isterim. Düşüncem, Merkez Park´a değer kazandırmayı da kapsamaktadır.
Saygılarımla,