Nazlı Kız yerine alışmıştı. Seviliyordu. Yediği önünde, yemediği ardında idi. En sevdiği yiyeceklerden cevizi asla eksik edilmezdi. Bakımı mükemmeldi. Çocuklardan çok hoşlanıyor, çocuklar da onu pek ziyade seviyordu. Haftada bir doğa ile kaynaşıyor, içgüdüsünden aldığı güçle ağaçtan ağaca, daldan dala zıplayabiliyordu.
Nazlı Kız, bir maymun… Hani o en küçüğünden değil de, biraz daha büyük cinslerinden. Ona asla “Maymun” demezler, adı ile, “Nazlı” diye çağırırlardı.
“NAZLI KIZ” NASIL
MAYMUN OLDU?
Adana Merkezden uzak sayılacak bir tesiste yaşıyordu Nazlı. Burası, ekolojiyi işletmenin temeline oturtmuş, organik ürün ağırlıklı tarım yapan ve lokantasında bunları sunan bir yer. Sığırları, atları, tavus kuşları, sülünleri, ördekleri, cins cins tavukları, tavşanları çocuklar tarafından coşku ile izlenilen ağaçlı, çiçekli, havuzlu şip şirin bir yer. Meraklıları için sadece hafta sonları açık.
Günlerden bir gün tesise gelen bir hanımefendi “Bu maymunun eşi var mı?” diye sorar ve olmadığını öğrenince, “Hayvanı strese sokuyorsunuz…. Eşsiz yaşama mahkum ediyorsunuz. Bu yaptığını doğru değil” şeklinde konuşur. Tesis sahibi hanımefendiyi haklı bulur ama nasıl cevap vereceğini bilemez. Sadece, “Keşke bir de eş bulabilsek” diye geçirir içinden.
Çok geçmeden Orman Bölge Müdürlüğü memurları gelir ve “Hakkınızda şikayet var” diyerek zabıt tutarlar. Bir de ceza yazarlar. Görevleri gereği maymunu da alacaklardır. Ancak hayvancık, hayvanlığına rağmen başına gelecekleri sezer ve kafesinden çıkmak istemez. Uzun uğraşılara rağmen bu küçük varlıkla baş edilemeyince Çukurova Belediyesi´nden yardım istenir ve alınıp götürülür.
Nazlı gidince bu kez de işletmedekiler strese girmişlerdir. Bazıları günlerce göz yaşı dökmeyi sürdürmüştür. Nazlı´ya verilemeyen cevizlere el sürülmez.
Aslında yapılanlar yasaldır. Her canı isteyen canı istediği gibi hayvan besleyemez. Makul neden göstererek başvurduğu takdirde, yetkililer uygun bulursa izin verebilir. Kara kaplı kitap böyle yazmaktadır çünkü. İşletme sahibi bu yolu takip etmek ister ancak bu kez de başka bir engel çıkar karşısına; hayvanın ithal belgesi gereklidir. Hediye olarak gelen hayvanın böyle bir belgesi yoktur. İçinden “Ülkede bu kadar maymun var, acaba kaç tanesinin ithal belgesi var?” diye geçirirse de acısını içine gömer
YA NAZLI, ŞİMDİLERDE
STRES ÇEKMİYOR MU?
Eşi olmadığı için stres altında kalmasın diye yapılan şikayet üzerine gereken yapılmıştır. Nazlı Kız el bebek - gül bebek yaşadığı yerden zorla alınıp götürülmüştür.
Merak ettik; nereye götürüldü, evlendirildi mi, stresten kurtarıldı mı, önceki yerine kıyasla çok daha mutlu bir yaşama kavuşturuldu mu? Sorularımızın cevabı, biz sormadan geldi bir bir…
Maalesef Nazlı hala bekar… Çobandede´ye götürülmüş. Yedikleri-içtikleri önceki yaşamında karşılaştıklarına benzemiyor. Haftada bir ağaçtan ağaca, daldan dala zıplayarak mutlu olma lüksünden mahrum.
Kısacası, Nazlı´yı maymun ettiler…
Tamam, her şey yasal… Amenna ve saddakna…
Velakin yıllar önce Merhum Ecevit´´in beynime kazıdığı şu tümcesini unutamam: “Hukuk her zaman adalet demek değildir”.
Merhum Ecevit´in bu sözünü son yıllarda pek sık anımsıyorum ve bunun için ciddi bir umut erozyonu içindeyim.