Değerli Hemşerim Baro; mektubuma başlamadan evvel üzerime farz olan Tanrı selamlarını sunar, sıhhat ve afiyet içinde olmanı dilerim. Nasılsın iyi misin? İyi olmanı dilerim. Ben, fani hemşerinden sorup sual eyleyecek olursan, - asker mektubu klişesi gereği – çok şükür bu mektubun ilk satırından henüz yazılmamış son satırına kadar sıhhat ve afiyet içindeyim. Senin de aynı minval üzre olmanı seni-beni yaratan Ulu Tanrıdan dilerim.
Kıymetli Baro´cuğum; geçenlerde elektrik faturasını ödedikten sonra makbuza baktım. 120 Liranın 36 Lirası dağıtım gideriymiş. Bu elektrik eskiden nakil hatları dediğimiz kablolarla dağıtılır ve bizden para alınmazdı. Yani, evimize kadar gelen kablo, satıcının tezgahı gibiydi. Bize de, malın parasını verip almak düşerdi. Galiba şimdi işler değişti. Kablolar işe yaramıyor. Belki de vapurla limana gelen elektrikler buradan TIR´larla depoya getirilip raflandıktan sonra isteyenlere özel servis araçlarıyla DAĞITILIYOR. Bu nedenle de, adamlar DAĞITIM BEDELİ istemek zorunda kalıyor.
Saygıdeğer Baro Kardeşim; yazdıklarım tuhaf gelse de, başka açıklama yapamıyorum. Öyle ya, “kalu bala” devrinden bu yana gerili kablolar dururken taşıtlarla elektrik dağıtımı düşünmek, bizzat kafayı dağıtmak gibi gelebilir. Belki de öyledir; dağıtım bedeli diye 36 Lira ödeyince başka bir açıklama yapamadım ki!.. Daha da tuhafı, gideri tüketime göre oranlamayı da anlayamadım. Acaba çok elektrik çok, az elektrik az amortisman mı yaptırıyor vapura, TIR´a, kamyona, falan…
Aziz Baro´cuğum; dağıtım giderini düşünerek dağıtma noktasına geldiğimi fark ettim ve anladım ki bu iş ya karakolda, ya da mahkemede biter. İyi de, iki milyon Adanalıdan bir tek vatandaş olarak ne yapabilirim ki!.. Ama sen hukuk denilen manzumeyi yalayıp yutmuşsun. Resmi ağırlığı olan sıfatın ve gep-geniş etrafın var. Kaçak elektrik kullandığını asla düşünmem. Allah ziyade etsin, varlığından dolayı seni rahatsız etmeyebilen bu gider dar gelirliler ve özellikle her fırsatta şartlarının iyileştirildiği sadece hükümet sözcüleri tarafından bilinen emekliler için büyük yük. Ne kadar hukuki olduğunu en iyi sen öğrenebilirsin. O zaman biz “fani” vatandaşlar da sayenizde kendimizi kurtarmış oluruz. Belki bazı meslektaşların “Ekmeğime engel olma” diyebilir ama sayılarının bir elin parmaklarını geçmez. Öyle muhalefet gelirse, geleneksel cevabı verebilir, “Kiminin parası, kiminin duası” dersin.
Sevgili Barocuğum; derdimi anlatabildiğimi sanıyorum. Malum;”derdim” dedimse, sadece benim değil, herkesin, hepimizin derdidir anlattığım. Seçimden sonra bu iş girişip gerçekten bir Sivil Toplum Kuruluşu (Salt “Sivil Avukat Kuruluşu” değil) olduğunu gösterebileceğinden kuşkum yok.
Canım Baro´cuğum; kusura bakma, başını ağrıttım. Umarım hoş görürsün. Hak ve hakikat peşine düşmek mesleğinin omurgası olmasaydı, inan ki sana asla rahatsızlık vermez, “soygunsa soygun anasını satayım” der, olmayan tırnağımla başımı kaşıyıp geçerdim.
Burada mektubuma değil, satırlarıma son verirken, bir kez daha sıhhat ve afiyette daim olmanı can ü yürekten temenni eder, gözlerinden hasretle öperim. Allah´a emanet ol!.. Baki selam.
Kestane kebap, acele cevap.