Sayın Cumhurbaşkanımızın “Gazi Mustafa Kemal” olarak andığı Atatürk, Adana´ya ilk olarak 1918 Ekim´inin sonunda geldi. 10 Kasım 1918 günü de ayrıldı. “Ekim sonu” derken, sanırım 30 Ekim´de ısrarlı tek kişiyim. Genelde, 31 Ekim diye iddia edilir. Zaman zaman “Acaba yanılıyor muyum?” sorusunu kendime sormuyor değildim. Neyse ki, kentimizden ayrıldığı 10 Kasım´a itiraz eden yok.
AÇ PARANTEZ – Demek ki Adana tarihinde Ulu Önderimizle ilgili iki 10 Kasım var… Birincisi, “Bu vekayiin ilk his-si teşebbüsünün” oluştuğu günlerden sonraki ayrılışı… İkincisi de, dünya tarihinde de yer alan ebedi yolculuğa çıkışı – KAPA PARANTEZ.
Yarın, GERÇEK DÜNYA LİDERİ sonsuzluğa uğurlanışının 78´inci yıldönümü dolayısıyla anılacak… Adana ve Atatürk konusuna değinmezsek geçmişimize ihanet etmiş oluruz. Dosya-kayıt aranırken Mustafa Onar Hoca´nın derlemesi elimize geçti. Büyük Atatürk´ün telgraflarını kapsayan 2 ciltlik muazzam eser…
Derlemelerin en başındaki “Bir Numaralı Belge” olarak yer alan ifade
Şöyle: “Racu (Suriye) 30 Ekim 1918 – Yıldırım Orduları Grubu Kurmay Başkanlığına… Bugün öğleyin otomobille Adana´ya hareket edeceğim. Müşir Paşa Hazretlerine iletimesini rica derim. Fahri Yaver-i Şehriyari 7´inci Ordu Komutanı Mustafa Kemal”…
3 Numaralı Belgeyi okuyalım şimdi de: “Başbakanlık Genel Kurmay Başkanlığı´na… Adana, 30 Ekim 1918 – Mareşal Liman von Sanders Paşa Hazretleri buruklarınıza uyarak beni Adana´ya çağırmış ve bugünden geçerli olarak Grubun Komutasını bana vermiştir. Yedinci Ordu Komutanlığı vekilliği Tuğgneral Ali Fuat Paşa´ya bırakılarak Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı yürütülmeye başlanmışsa da, bu konuda şu anda bile Başkanlığınızda emir alınmadığı arz olunur. Fahri Yaver-i Şehriyari Mustafa Kemal”. Arz ettiğimiz iki belgeyle kanıtlanmıştır ki, Gerçek Dünya Liderimizin Adana´yı onurlandırdığı ilk gün 31 Ekim değil, 30 Ekimdir…
Mustafa Kemal Paşa´nın Adana´da görevi devralması, koşulsuz teslimiyet belgesi ve Allah´ın belası Mondros Silah Bırakışma Antlaşmasının yürürlüğe girmesine rastlar. Bırakışma koşullarının hiç olmazsa bir kısmını uygulamak istememesinden dolayı da Saray, “Yıldırım Orduları Grubu lağvedilmiştir. Nezarete avdetiniz (Bakanlığa dönüşünüz)…” şeklinde telgrafla meseleyi bitirir. Fakat biliyoruz ki, Adanalılardan aldığı feyiz ve güvenle, halkın gücüyle mücadele fikri kafasına yerleşmiştir buradan giderken…
Buradayken verdiği ilginç emirlerden biri de 5 Kasım 1918 tarihini taşıyor. Paşa, komutası altındaki ordu, birlik ve müfettişliklere çektiği telgrafta şöyle söylüyor: “Almanların binek ve yük otomobillerini benzin dökerek yaktıkları, bıraktıkları gereçleri fırsat ve imkan buldukça parçaldıkları, haberleşme tellerini parçaladıkları duyuldu. Buna engel olmak için, her komutan, her menzil görevlisi, kesiminde bulunan bütün Alman araç ve gereçlerine el koyarak ve hiçbir gerecin bozulmasına olanak vermeyerek bulundukları yerde teslim alınmasını sağlayacak, bu gibi araçları bozanlar tutuklanacaktır…”
Bilmem söylemeye gerek var mı; Mondros Bırakışma Antlaşmasının bir maddesi de Osmanlı içindeki Alman subay, uzman ve askerlerinin derhal görevlerinden azledilerek memleket dışına çıkarılmalarını emretmekte idi…
Eyyy En Büyük!.. Eyyy hala tek umut!.. Eyyy Şanlı Atatürk, bu 10 Kasım´da, seni her zamankinden kat be kat fazla özlüyor, her zamankinden kat be kat fazla arıyoruz.