Öteki dünyada karşılaşmaz mıyız Edison, gör bak yakana nasıl yapışacağız. Nedir ulan senden çektiğimiz bu ıstırap, bu eza, bu cefa…
Sinir hastası, şapşal ustası olduk… Yetmedi; dellendik.. Boşuna mı televizyonlar her gün sekiz posta Adana Adliyesini gösteriyor… Hepsi senin yüzünden Edison. Kavga, gürültü, tabanca-tüfek, bıçak, muşta, kama, pala, cembiye, silah namına aklına ne gelirse hepsi, hepsi senin yüzünden.
Allaaaah, cehennemlerde yanasın Edison. Kaynar katranlara düşesin Edison. Zebanilere yalvar-yakar olasın Edison…
Ne halt etmeye elektriği icad ettin bre insafsız!.. Edilecek başka icat mı yoktu bre vicdansız, bre izansız!.. Biz Adanalılar senin yüzünden ne hallere düştük, bilyon mu?..
Hadi icad ettin, bizden ne istedin? Babanı mı kestik, anana mı küfrettik?
Elektriği bulmak için adak diye Adana´yı mı seçtin, ne yaptın? Dünyanın en geri şehirlerinde bile, Allah bilir ya, Adana´da kesildiği kadar elektrik kesilmez. Normal düzende, istesen de, kasıt yapsan da bu kadar kesinti olmayacağına göre, sen, Edison, biz Adanalılar için ya büyü yaptın, ya da aklımızın ermediği bir numara çektin…
Bir şey değil, adın zaman aklımıza gelmiyor ya, biz de TEDAŞ´tan başlayıp taa EnerjiSA´ya kadar usulünce hayır-dualar ediyoruz.
Geçenlerde ayak üstü dertleştiğim dost, “Kimsenin günahını alma… Elektriği ruh ve sinir hastalıkları uzmanı olan doktorlar kestiriyor. Bu sayede hasta sayısını kat be kat arttırmışlar” demez mi!.. “Nerden öğrendin?” diye sordum, “Vallaa mabalı boyunlarına, öyle diyorlar” diye cevapladı.
Sokağımızdaki berber, bakkal, kasap, eczacı ve şalgamcı ceneratör aldı. Hepsi bir anda çalışınca müthiş bir cayırtıdır gidiyor. Eskiden cinimiz kızıyordu, birkaç ay içinde alıştık. Her gün, bazen aynı günde birkaç kez elektrik kesilince gürültüyü kanıksadık. Bir süre sonra durup dururken açıklayamadığımız tuhaf rahatsızlık salgını olmuştu. Her yanımızda dengesizlik, anlamsız bulantı, görme bozukluğu, çevrede olmayan sesler duyma gibi şeyler…
Doktorlar çare bulamadı. Çörekotu, sinemaki dediler, kar etmedi. Bayramın ikinci günüydü; Kasap Bestami kurbanlıkların hakkından gelirken hastalığı öğrenmiş. “Derdinizi ceneratör çözer…” demiş. Doğru çıktı. Elektrik olmasına rağmen birkaç dakikalığına çalıştırdılar, rahat ettik. Bestami sokak sokak dolaşırken farketmiş, ne zaman ceneratör sesini duysa, dengesizliği şakkadanak kesiliyormuş. Bünye alışmış ya; o gürültüden beş-altı saat mahrum kalınca derdimiz depreşiyor demek ki. Elektrik İdaresi ara-sıra ihmal edip elektriği kesmeyince bizim esnaf sevabına, sırayla beşer dakika falan çalıştırıyor.
Yolda Halil Emmi´yle karşılaştım. Selam-kelam derken, elindeki paketi ucundan açtı. Eski kömür ütüsü… “Allah´ın sevgili kuluymuşum, rastgeldi, bunu aldım. Artık elektrikli ütüyle boğuşmayacağız. Bizim köroğlu elektrik kesilince ütüyü tuttuğu gibi öyle bir fırlatıyor ki, evde cam çerçeve, cam-cıncık kalmadı. Elektriğe son, kömüre devam.” dedi.
Kimseciklere laf etmem… Allaaahhh, Edison!.. Katran kazanlarında etlerin lime lime olsun e mi?..