Adana´mızda, ne yazık ki bir türlü önlenemeyen çok fena alışkanlıklar oluşmuş. Kanıksanmış adeta... Bunların bir kısmı, belki de tamamı yasa dışı olmasına karşın, Cenab-ı Rab-bül-Alemin´in hikmeti ile, giderek artıyor...
Arada sırada utanırdık bunlara rastladıkça; şimdilerde, her defasında daha çok kızmaktayız. Hatta dilimize temel atmaya çalışan küfürleri kontrol edemez hale geldik, sayılır...
YAYA GEÇİDİNDE
ARABA DURUR MU?
Evet, Adana´da durur. İnanmazsanız, Atatürk Bulvarı´nda yahut Dörtyol´da bir kaç dakika bekleyiniz. Buralar uzak mı size; büyük mağaza veya bankalara yakın yaya geçitlerinden her hangi birini gözlemleyiniz.
Bizden söylemesi; çok uzun durursanız, mutlaka küfürbaz olursunuz...
ANIZI MEÇHUL
KİŞİ Mİ YAKAR?
Adana´da evet!.. Meçhul kişiler gelir, onun bunun tarlasını yakıp firar ederler... Bu adamlar çok kötü değildir; zira kibriti çakmadan önce beklerler, beklerler, ürün kalkar kalkmaz yakarlar... Yani ki kimsenin buğdayı yanmaz, yakılmaz...
Bu yakımcı meçhullerle ilgili bir saptamamız daha var; Cuma akşam üstü faaliyete geçerler. Bunun, hafta sonu tatiline giriliyor olması, yani kontrol etmeye yetkili dairelerde kimsenin çalışmadığı zamana denk getirildiği kuşkusu var bizde; kuşku sadece, başka bir şey değil...
HAVAALANINDA CEBREN
PARK PARASI ÖDENİR Mİ?
Adana´da evet!..
Yüzlerce dönümlük alan sahası, özel bir firmanın işletmesine tahsis edildiğinden, yolcu karşılamaya gelen eshab-ı mesalih, beş-altı dakika için bile park edecek yer bulamaz ve cebren “Gir-çık” parası öder. Ödeme makbuzludur, yani sadece özel firma değil, vergi dolayısıyla az-biraz Devlet´e de katkımız olur. Allah sevabına nail eylesin!..
EZAN SESİ İLE
BEBEK SIÇRAR MI?
Adana´da, bazı camilerin yakınında oturanlar için evet!..
Örneğin, Yüzüncü Yıl´ın Salihler Camiinde, maşallah, dünyanın en güçlü hoparlörleri yer alır. Çift camlı pencereler bile kar etmez, ezan sesi bebeleri sıçratır. Konun bir de halavet kaybı tarafı var; yani, bangır bangır bağırtılan hoparlörle, ulvi ve bedii hava yitirilir...
YEREL GAZETELERİ
OKUMAK GÜNAH MI?
Adana´da sanki öyle gibi... Millet tesadüflerle eline geçtiğinde bile, “Bu ne biçim gazete?” imajlı maskesini takarak bakarken bir de buruşturur gibi haşırtılar çıkarıyor. Beğenilir gazete yapılması için tek ve önemli koşul olan satın alma teşvikini dikkate almazlar. Bir aylık yerel gazete bedelinin iki paket sigaradan daha az olduğunu ise asla düşünmezler...
İŞİN SIRRI: Bütün bu çok kötü fenalıkların sırrı galiba sonuncusunda...
Yerel gazetelerini okumayanların yaşadığı yerde, hemşerilik kurur...
Biline ki, 50´li yıllarda, her gün 20-25 bin yerel gazete satılırdı bu kentte... Şimdi ise, nüfus 10 kat artmışken, çok daha az. Sayı vermeye utandım.