Allah eksikliğini vermesin; sağda-solda bir miktar eşimiz, dostumuz var. Çoğu da okurlarımızdandır… Bazıları “Yahu memlekette orta boy kıyametler koptu, halen de küçükler devam ediyor; sen hiç dokunmuyor, düşünceni söylemiyorsun” şeklinde sitemde bulundular…
Hakları var, dokunmuyorum…
Biz aciz, naçiz kullarız, boyumuzu da, haddimizi de bilmek zorundayız. Maşallah memleket ve olup bitenler hakkında konuşanlar o kadar çok ki, on gündür neredeyse her televizyon kanalında, her radyoda onlarca akil kişiler; erkekler ve dişiler, ahkam kesip duruyor. Hayrettir, her şeyi biliyorlar. Görmediklerini bile o kadar ayrıntılarla ifade ediyorlar ki, hayran olmamak elde değil…
Baktım, bana göre değil. Ben ne karargaha girdim, ne Fetöcülerle, ne de devlet erkanıyla bir arada bulundum. Ne anlatayım, nasıl anlatayım, billahi bilemedim. Anlatanlara, inanılmaz başarılarından dolayı bir kez daha çok derin saygılarımı gönderiyorum.
Ama, bu kadar sitemden sonra ille de memleket boyutunda yazmak gerekir düşüncesine kapılarak, milli hayal kahramanlarımızı huzurlarınıza getirmeye karar verdim; Karagöz-Hacivat´ı yani.
Bilirsiniz, deve derisinin zeytinyağında uzunca süre bekleterek saydamlaştırılmasından sonra çizilip renk renk boyanan ve dikkatlice kesilen tiplerle açılır Karagöz-Hacivat perdesi. Elektrik, petrol yokken, mumlarla yansıtılırmış beyaz perdeye. Oyun, mutlaka “Mukaddime”, yani ön sunumla başlar. Biri ezberimde; önce orijinal şekliyle vereyim, ardından da anlamını arz etmeye çalışayım:
Nakş-ı sunin remz-ider hüsnüne rü´yet perdesi
Hace-i hüsn-i ezeldendir hakikat perdesi
Hangi zılla iltica etsem fena bulmaz acep,
Oynatan üstadı gör kim kurmuş muhabbet perdesi.
Perde kurdum, şem´a yaktım, oynatam zıll-u-hayal,
Şeyh-i ekber Küşteri´nindir bu ibret perdesi…
Sıra geldi bu ahenkli manzumeyi günümüz Türkçesi ile açıklamaya;şöyle demek istiyor…
Yapılan nakışlar (karagözdeki tipleme ve fonlar), gösteri perdesinin güzelliğindeki işaretlerdir. Gerçeklerin yansıtılması, insanlık kadar eski (ezeli) güzel gereksinimlerdendir. YÖNLENECEĞİM HER KARANLIĞIN SONU MUTLAKA AYDINLIKTIR. Karagöz oynatanlar, sevgi perdesi kuran kişilerdir. Ben de, gölge-hayal oynatmak için perde kurup mumlar yaktım. (Ancak), konularıyla insana ders veren bu perdeyi icad eden kişi, büyük hoca Küşteri´dir (O´nu anarak başlıyorum).
YARI-BUÇUK İZİN
ALABİLİR MİYİM?
Üç-dört hafta kadar dinlenmek üzere Adana´dan ayrılıyorum. Bir buçuk yıldır her Pazartesi, Çarşamba, Cuma yazmaya gayret ediyorum. İzin boyunca yazabilir miyim, veya düzenli yazabilir miyim, bilemiyorum. Elimden geldiği kadarıyla yapmaya çalışacağım. O nedenle de, hoşgörünüze sığınarak “Yarı-buçuk” izin istiyorum.
Kalın sağlıcakla…