Kendimi bildim bileli, bücürlüğüne, bodurluğuna, güdüklüğüne bakmaz, Şubat Adana´ya her yıl gelir. Büyüklerimiz, boyu dışında bir de huyundan bahsederler ve yağışlı günlerinde “Sidikli Şubat değil mi, yapacak yapacağını” derlerdi. İyi dökerdi yağmurunu; sanırdınız ki gökyüzü çuvallar dolusu göz yaşartan acı soğan doğruyor, öyle uzuuun uzun sürerdi yağışlar…
Yağmuruna, çamuruna, hele hele boyuna bakmayın; bir de ılık günlerin ilk ateşleyicisidir de Şubat. Anladınız değimi? Üç cemrenin ilk ikisi Şubat´ın marifetidir. Cemre, Arapça´da iri köz, kor anlamında bir sözcük.
Halk inanışına göre, 20 Şubat´ta havaya düşermiş bu ilk köz. Böylece, semada birikmiş olan kışın tamamı yere düşer, hava yavaş yavaş ısınmaya başlarmış. Şubat bakarmış ki semadan gelen kış yer yüzünü üşütüyor, 27´sinde de ikinci dev közü suya indirirmiş ki, buzlar erisin, sular kendine gelsin. Üçüncü cemreyi de Mart´a emanet etmiş.
1950´den bu yana tutulmuş kayıtlara göre Şubat´ın soğuğu da soğuk oluyor yani. 65 yıl içinde en soğuk gününü 5 Şubat 1997´de eksi 6,4 derece ile yaşadık. Gelelim aynı dönemdeki en sıcak gününe… 22 Şubat 2014´te ölçülmüş; 26,7 derece… Gün içinde ortalama güneşlenme süresini 5 saat 12 dakika olarak hesaplamışlar. Gelelim “sidikli” namını veren yağışlı gün sayısına; bu da ortalama 10 gün, 8 saat. Çok az farkla Aralık ve Ocak´tan sonra geliyor. Ay boyunca bir metrekareye döktüğü su 84 kilo, 200 gram. Ortalama sıcaklığı ise 10,5 derece…
Adana´mızın Şubat´ını bu nitelikleriyle özetledikten kelli “Biraz da Şubat olaylarına göz atmamızda yarar var” diyelim ve sizi derlediğimiz notlara buyur edelim:
3 Şubat 1919 - Fransızlar Pozantı Güneyindeki Akköprü ile Çiftehan´ı işgal etti.
12 Şubat 1931 – Atatürk, Ege vapuruyla geldiği Mersin´de bazı ziyaretlerden sonra trenle Adana üzerinden Malatya´ya geçti.
16 Şubat 1931 - Atatürk Dörtyol´dan Adana´ya geldi ve ertesi gün Valilik, CHF ( o zaman Cumhuriyet Halk Fırkası) ve belediyeyi ziyaretten sonra Türk Ocağı´nda yaptığı konuşmada “Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz!" dedi ve akşamüzeri Konya´ya hareket etti.
20 Şubat 1947 – Karataş Yolunun parke olarak inşası için ihale yapıldı.
28 Şubat 1932 – Yeni Adana´dan bir kupür:
