Vesikalık fotoğraflarımı alıp Belediye Tabibinden aşı kağıdı, muhtar ilmühaberi ve trahom kontrol belgesiyle dosyamı tamamladım. O sıcaklarda, kapı-kapı dolaşıp kontroller, yazılar, damgalar arasında iki-üç gün geçirdikten sonra, evimize pek yakın olan İstiklal Ortaokulu´nun yolunu tuttuk. Babam, o gün daha çok tanıdıkla karşılaştı galiba. Fötrünü hafifçe kaldırıp selamlaştıklarına da, “Elinizi öper, mahdumu orta mektebe vereceğiz de…” diyordu. Beni o gün en çok mutlu eden İstiklal Ortaokulu´nun merdivenli, sütunlu, sahanlıklı girişiydi. Nasıl diyeyim; asalet yansıtıyordu. Bahçesi de oldukça büyüktü. Yıllar sonra o güzelim bahçenin parsel parsel yeni binalara yedirildiğini görüp üzüldüm; “Yok, HES´ti, yok yoldu, yok madendi…” gibi çeşitli bahanelerle saçkıran vurmuş kafaya benzeyen ormanlarımızı anımsattı bana.
TOPRAĞI BOL OLSUNLİ
HAVACA TIRPANİ´NİN
Adana´mızdaki ilk fabrikacılardandı Rum hemşerimiz. Şehrimize geldiğinde kuşağında taşıdığı keser dışında varlığı yokken müthiş azmi ve el becerisiyle çok zengin olmuştu. Yakın geçmişte Kuzey blokları yıkılan fabrikası Kuruköprü civarında, Seyhan Belediyesinin hemen Güneybatısında olmalıydı. Sümerbank Bez Fabrikası Tırpani´nin üstüne kurulmuştu. İşte, Adana´ya Hırpani gelip Tırpani olan bu emmi, bu binayı 1902´de kızına çeyiz olarak yaptırmış. Kapısı, penceresi ile birlikte kullanılacak mobilyaların da İtalya´dan getirtildiği, bahçesinin cennet-i ala vitrini olduğu dilden dile ulaşmış yıllarca…
İngiliz-Fransız-Ruslar “Gelin Ortak Akıl Ortak Başarı düzeni kuralım” diyerek ortak aklı çalıştırmışlar ve Türk-Rum-Ermeni-Yahudi kardeş-kardeş yaşama alışkanlığını bombalayıp birbirimize karşı kanlı-kinli yapmışlar. Kurtuluş Savaşı´nı takiben Rumların Yunanistan´a göç etmelerinden hemen sonra, 1916´da, binanın Alman Mektebi olduğunu biliyoruz. İşgal Döneminde, esasen Mondros Mütarekesi ile Almanlara resmen düşman olan Fransızlar bu binaya konmuşlar. Büyüklerimiz, “Jenerali´nin eviydi” derlerdi. Bulgularımıza göre, Fransızlar burayı hem karargah hem de komutanlık lojmanı olarak kullanmıştı. O günlerden kalma bir fotoğrafta “General Duffieux´nün evi” diye yazıyordui
BEŞ BİN LİRALIK AĞALIK
Arşivimdeki eski bir fotoğrafın sırtındaki yazıya göre bina Askerlik Şubesi olarak da hizmet görmüş. Yeterli kanıtım yoksa da, bu dönemin 1922 – 1925 yılları arasında olduğuna inanıyorum şimdilik.
Belki 1924´te, belki 1925´te; günlerden bir gün, Ağalardan bir ağa, Ağazade Hulusi Ağa, tam beş bin lira sayarak binayı satın almış. “Kimden almış?” diye sormayın; bilmiyorum. Almış ta ne yapmış? Seyhan Vilayeti´ne bağışlamış ve devrederken demiş ki: “Sadece maarif (Eğitim) amaçlı kullanılmak şartı ile veriyorum, ona göre”.
Böylece, 1925´ten itibaren Kız Muallim Mektebi (Kız Öğretmen Okulu) olarak hizmet vermiş.
Ne zamana kadar?
1934´e kadar… O yıl, Kız Muallim Mektebi´ni taşımışlar, burası da Muhtelit Orta Mektep (Karma Orta Okul) olmuş. Aynı dönemlerde, Kız Lisesi binasının kızlara tahsisi gerçekleşince, kızları Kız Lisesi´ne, erkekleri de Tepebağ Ortaokulu´na göndermişler. Boşalan binayı da, Erkek Lisesi´ne bir bölüm olarak vermişler.
Ne var ki, memlekette on yılda her yaştan on beş milyon genç yarattığımız o süreçte ortaokula istek artınca, bina 1937-1938 ders yılından itibaren İkinci Orta Mektep olmuş. 1950´de, İstiklal Orta Okulu demişler; “deyiş, o deyiş” diyecektim, olmadı. 4 artı 4 artı 4´ten bu yana İstiklal İlk Öğretim Okuludur çünkü…