Musul´da başlayan operasyon devam ederken, şimdiden akıllarda soru işaretleri oluşmaya başladı. İlk gün, askeri harekâtın doğası gereği, yumuşatma maksatlı yapılan topçu atışları ve hava taarruzuyla başlayan operasyonda, İŞİD mevzilerinden önemli bir tepki verilmediği ve özellikle hava taarruzlarına karşı lastik veya önceden hazırlanmış hendeklerde ham petrol yakarak, sislemeyle gizleme yaptığı görüldü.
Bölgeden duyumlarla, üç farklı istikamette başlatılan taarruzlar devam ederken, Musul´un, batı-kuzey batı istikametinin, yani Suriye´ye ulaşımı sağlayan istikametin açık bırakıldığı anlaşılıyor. Bu görünümden de yapılan operasyonun, tamamen imhaya yönelik olmadığı ortaya çıkıyor. Buradan, IŞİD tarafından, yoğun baskı altında boşaltılacak olan Musul´da elde edilen kazanımın, büyük bir zafer olarak sunulacağı anlaşılıyor. En büyük kazanım elde edecek olan da muhtemelen, bu gibi gelişmelerden her zaman güçlü çıkan Barzani olacak gibi ve Barzani, algılara yönelik ilk adımı atarak, kum torbalarıyla örülmüş mevziiyi kürsü olarak kullanıp, zaferlere koşan savaşçı edasıyla, açıklamalar yapmaya başladı bile.
Bu arada, Türkiye ile yakın ilişkiler içinde olan ve Ankara´ya gelip irtibatını sağlam tutmaya çalışan, Türkiye tarafından da destek gören Barzani, gazetecilerin sorusu üzerine, Türkiye´nin, Başika ve Musul operasyonu ile ilgili sorunlarını Merkezi Hükümet ile çözmesi gerektiğini söyleyerek, tanıyanlarını şaşırtmadı. Birinci körfez harbinde ve hatta daha öncesinde yapılan teröre yönelik sınırlı Irak operasyonlarında, TSK ile birlikte hareket ederken, anlık dönüşleriyle tanınmasına ve güvenilmezliğine rağmen, bulunduğu yer düşündürücü.
Operasyonun başlamasıyla medyada yoğun olarak yer almaya başlayan, Musul Barajı ile ilgili söylemler de düşündürücü. Musul Barajı, halen Peşmerge kontrolünde ve öğrenildiği kadarıyla bir İtalyan firması tarafından destekleme, takviye çalışmaları da yapılıyor. Ancak, sürekli ve ısrarla, İŞİD tarafından sabote edilerek, Musul´da büyük bir katliama yol açılabileceği, 20 dakikada Musul´un, 5 saat sonrasında da Bağdat´ın, sular altında kalacağı lanse ediliyor. Bu yapılanın Türkçemizde, akla getirmeyle ilgili bir deyimle açıklanması mümkün.
Haşdi Şabi ve Haşdi Vatani litateratürümüze yeni giren iki tabir. Haşdi Şabi: Halk Seferberlik Güçleri olarak tanımlanan, İran destekli, Şii milis kuvvetlerine verilen isim. Bu kuvvetler, tamamen İran destekli Şiilerden oluştuğundan, Musul merkezine girdiklerinde, burada bulunan ve sayıları bir milyon civarında olan yerli halkı, IŞİD´i desteklemekle suçlayıp, katliam yapabileceğinden endişe ediliyor ve Musul merkezine girmelerine müsaade edilmeyerek, iki kilometre dışarıda kalmaları planlanıyor. Haşdi Vatani: Eski Musul Valisi Nuceyfi´nin liderlik ettiği ve Başika´da Türkiye tarafından eğitilen, Sünnilerden oluşan kuvvetlere verilen isim. Bu kuvvetler şu an da Ninova Muhafızları olarak tanımlanıyor ve Musul operasyonunda görev alıyor. Ancak, Musul merkezine girmelerine müsaade edilmiyor ve kuvvet oranlarıyla, muhtemelen masada da yer alamayacaklar. Liderleri Nuceyfi, Musul´u, çatışma yapılmaksızın İŞİD´e teslim ettiği için, Sünni kesim tarafından da itibar görmüyor. Türkiye´nin söylemlerinde, Peşmerge ve Ninova Muhafızlarına olan güvenin önemli rol oynadığına dikkat çekilirken, Barzani, daha ilk basın açıklamasında Merkezi Hükümet, dolayısıyla ABD istikametinde olduğunu gösterirdi ve Haşdi Vatani, yani Ninova Muhafızlarının kuvveti, liderlerinin bölgesel kabulüyle, bu güne kadar hiçbir kazanımları ve mücadeleleri olmamasıyla, dengelerde önem arz etmediği ortada.
Türkiye´nin tüm söylemlerine ve ısrarına rağmen, şu anda, bu operasyonun tamamen dışında kaldığı görülürken, IŞİD´in, Musul batısında bırakılan açıktan tahliyeyle, karayoluyla sekiz saatlik mesafede olduğu bilinen Rakka´ya kuvvetlerini ulaştırmayı başarmasıyla, Suriye´de, Türkiye tarafından Cerablus istikametinden, ÖSO destekli başlatılan operasyonda da bu güne kadar önemli bir direnişle karşılaşılmaması değerlendirildiğinde, ortaya iki seçenek çıkıyor. IŞİD, ya Rakka´da kıyamet savaşlarına hazırlanıyor ki bölgenin konumu, arazi yapısı dolayısıyla, yapılacak dikkatli ve etkin planlamayla, kanlı da olsa bu çok rahat önlenir, ya da bir Truva atı olarak oluşturulan IŞİD, ABD ve muhaliflerinin algı operasyonlarıyla, hiç olmadığı kadar büyütülen ve kurarak, finanse edenler tarafından kolaylıkla vazgeçilebilir bir örgüt olarak, bir anda ortadan kaybolacak. Bu durumda Türkiye, Irak´ta kazanımlardan uzak tutulurken, kendini bir anda Rakka´da kanlı bir mücadele içinde bulabilir. Ancak, tüm değerlendirmelerin olgunlaşması ve daha etkin temellendirilmesi için, bir süre bekleyerek, tarafların tepkilerini ve hareket tarzlarını görmek gerekecek.